Türkiye'de iş kurmak isteyen bir yabancı yatırımcı ya da yabancı bir ortakla yola çıkan bir Türk girişimci olarak, imzaladığınız çift dilli sözleşmelerin ve ortaklık anlaşmalarının sizi gerçekten koruyup korumadığından emin olamıyor musunuz? Bu tereddüt son derece yerindedir; çünkü yabancılık unsuru taşıyan ticari ilişkilerde küçük bir madde dahi, anlaşmazlık çıktığında davanın hangi ülkede ve hangi hukuka göre görüleceğini belirleyebilir. Karadayı Hukuk & Arabuluculuk olarak Bursa ve çevresinde, yabancı sermayeli şirket kuran yatırımcılara ve yabancı ortakla iş yapan girişimcilere kuruluştan sözleşme yönetimine kadar rehberlik ediyoruz. Bu yazıda; yabancı sermayeli şirket kuruluşunun esaslarını, ortaklık ve hisse devri sözleşmelerinde dikkat edilmesi gereken noktaları, çift dilli metinlerin geçerliliğini ve tahkim ile yetki maddeleriyle riskin nasıl yönetileceğini genel hatlarıyla açıklıyoruz.
Yabancı sermayeli şirket kuruluşunun esasları
Türk hukukunda yabancı yatırımcılar, kural olarak yerli yatırımcılarla eşit muameleye tabidir. 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu'nun benimsediği temel ilke, yabancı yatırımcının yerli yatırımcıyla aynı hak ve yükümlülüklere sahip olmasıdır; yani bir yabancı gerçek veya tüzel kişi, Türk Ticaret Kanunu kapsamında limited ya da anonim şirket kurabilir veya mevcut bir şirkete ortak olabilir. Uygulamada en çok tercih edilen tipler limited ve anonim şirkettir; sorumluluğun sermaye ile sınırlı olması ve hisse devrinin nispeten esnek yürütülebilmesi bu tercihte belirleyicidir. Kuruluş, esas sözleşmenin hazırlanması, MERSİS üzerinden işlemlerin başlatılması, sermayenin taahhüdü ve ticaret sicili tescili gibi adımları içerir. Yabancı ortağın gerçek kişi olması hâlinde potansiyel vergi kimlik numarası alınması, tüzel kişi olması hâlinde ise yurt dışındaki şirkete ait belgelerin apostil veya konsolosluk onayı ile usulüne uygun şekilde Türkçeye çevrilmesi gerekir. Bu belgelerdeki bir eksiklik tescili geciktirebileceğinden, kuruluş dosyasının baştan doğru hazırlanması süreci hızlandırır.
Ortaklık ve hisse devri sözleşmelerinde nelere dikkat edilmeli?
Yabancı ortakla kurulan şirketlerde asıl koruma, esas sözleşmenin ötesine geçen ayrıntılı bir ortaklık (pay sahipleri) sözleşmesiyle sağlanır. Bu sözleşmede; kâr dağıtımı, yönetim organındaki temsil, önemli kararlarda nitelikli çoğunluk veya veto hakları, ortaklar arası bilgi alma hakkı ve çıkış (exit) senaryoları açıkça düzenlenmelidir. Özellikle hisse devrini sınırlayan ön alım (rüçhan), birlikte satış (tag-along) ve sürükleme (drag-along) gibi hükümler, ileride ortaklar arası dengenin korunmasında belirleyici rol oynar. Anonim şirkette hisse devrinin nasıl yapılacağı pay senedinin bastırılıp bastırılmadığına göre değişir; limited şirkette ise esas sermaye payının devri kural olarak yazılı şekilde yapılmalı, imzalar noterce onaylanmalı ve devir genel kurulca onaylanarak pay defterine ve ticaret siciline işlenmelidir. Bu şekil şartlarına uyulmaması, devrin geçersizliği veya üçüncü kişilere karşı ileri sürülememesi gibi ağır sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle hisse devri, yalnızca bir ödeme işlemi değil, hukuken titizlikle kurgulanması gereken bir süreçtir.
Çift dilli sözleşmelerde geçerlilik ve geçerli dil sorunu
Yabancı yatırımcıyla yapılan sözleşmeler çoğu zaman Türkçe ve İngilizce gibi iki dilde hazırlanır. İki dilli bir metnin geçerli olması mümkündür; ancak asıl risk, iki versiyon arasında çelişki çıkması hâlinde hangisinin esas alınacağının belirsiz kalmasıdır. Bu nedenle her çift dilli sözleşmeye, çelişki hâlinde hangi dildeki metnin geçerli (asıl) sayılacağını belirten açık bir 'geçerli dil' maddesi konulması büyük önem taşır. Ayrıca bazı işlemler Türk hukuku gereği belirli bir şekle tabidir; örneğin resmi makamlar önünde yapılacak işlemlerde veya tapu, noter gibi mercilerde Türkçe metin esas alınır ve gerektiğinde yeminli tercüman ya da onaylı çeviri aranır. Sözleşmenin Türkiye'de bir mahkeme veya icra dairesi önünde kullanılacağı ihtimali düşünüldüğünde, Türkçe metnin de hukuken sağlam ve diğer dildeki metinle birebir tutarlı olması gerekir. Çeviriden kaynaklanan en küçük bir anlam kayması bile, tarafların gerçek iradesinin yanlış yorumlanmasına ve telafisi güç uyuşmazlıklara yol açabilir.
Tahkim ve yetki maddesiyle riski yönetmek
Yabancılık unsuru taşıyan ticari ilişkilerde en kritik maddelerden biri, uyuşmazlık çıktığında işin hangi merci önünde ve hangi hukuka göre çözüleceğini belirleyen hükümlerdir. Taraflar, sözleşmeye uygulanacak hukuku (uygulanacak hukuk maddesi) ve uyuşmazlığın çözüm yolunu önceden kararlaştırabilir. Tarafların farklı ülkelerde bulunduğu işlerde, devlet mahkemeleri yerine tahkim tercih edilmesi yaygındır; çünkü tahkim kararları, Türkiye'nin de taraf olduğu New York Sözleşmesi sayesinde birçok ülkede tanınıp tenfiz edilebilir. Tahkim yolu seçilecekse; tahkim yeri, dili, uygulanacak kurallar ve hakem sayısı gibi unsurların açıkça yazılması gerekir; eksik veya çelişkili bir tahkim maddesi (patolojik tahkim şartı) ileride bizzat tartışma konusu olabilir. Devlet mahkemesi tercih edilecekse, yetki ve kanun seçimi maddeleri Türk Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku mevzuatı çerçevesinde dikkatle düzenlenmelidir. Doğru kurgulanmış bir uyuşmazlık çözümü maddesi, anlaşmazlık çıktığında zaman, maliyet ve öngörülebilirlik açısından tarafları büyük ölçüde korur.
Sık karşılaşılan durumlar
Şu durumlardan biri size tanıdık geliyorsa, sözleşmeyi imzalamadan önce profesyonel hukuki destek almanız büyük önem taşır: Yabancı ortağınızla imzaladığınız ortaklık sözleşmesinde, anlaşmazlık çıkarsa davanın hangi ülkede görüleceği belirsiz mi? Sözleşmeniz iki dilde hazırlandı ama 'çelişki hâlinde hangi metin geçerli' sorusunun cevabı yok mu? Hisse devrini sözlü mutabakat veya basit bir e-posta ile mi yürütmeyi düşünüyorsunuz? Yurt dışından gelen taslak bir sözleşmeyi, Türk hukukuna uygunluğunu kontrol ettirmeden imzalamak üzere misiniz? Sözleşmede yalnızca yabancı bir mahkemenin yetkili kılındığını fark edip kararın Türkiye'de uygulanıp uygulanamayacağını mı merak ediyorsunuz? Bu soruların herhangi birine 'evet' diyorsanız, ilişki henüz başlamadan ya da büyümeden hukuki zemini sağlamlaştırmak, ileride çok daha maliyetli uyuşmazlıkların önüne geçer.
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmetinin yerine geçmez. İlgili mevzuat, şekil şartları ve uygulama zaman içinde değişebildiğinden, somut yatırımınız ve sözleşmeniz için mutlaka bir avukata danışmanız önerilir.
Yabancı yatırımcının Türkiye'de şirket kurması ve yabancılık unsuru taşıyan ticari ilişkilerin yürütülmesi, doğru sözleşmeler ve isabetli uyuşmazlık çözümü maddeleriyle son derece güvenli bir zemine oturtulabilir. Karadayı Hukuk & Arabuluculuk olarak Bursa ve çevresinde, yabancı sermayeli şirket kuruluşundan ortaklık ve hisse devri sözleşmelerine, çift dilli metinlerin denetiminden tahkim ve yetki maddelerinin kurgulanmasına kadar sürecin her aşamasında müvekkillerimizin haklarını koruyoruz. İş ilişkinizi sağlam bir hukuki temele oturtmak için bizimle iletişime geçmekten çekinmeyin.
