Türkiye'de bir şirket kurdunuz, ticaret sicilinde adınız var, hatta belki ofisinizi bile açtınız; ancak elinizde bir çalışma izni olmadığı için şirketinizin başında durmanın size idari para cezası ve hatta sınır dışı riski getirebileceğini geç fark ettiniz. Bursa merkezli Karadayı Hukuk & Arabuluculuk olarak, şirket sahibi olmanın çalışma izni almakla aynı şey olmadığını ve bu ayrımın gözden kaçırılmasının yaşattığı paniği çok iyi biliyoruz. Bu rehberde, yabancı bir girişimci olarak Türkiye'de işinizi yasal zemine oturtmak için bilmeniz gerekenleri sade bir dille anlatıyoruz.
Şirket sahibi olmak ile çalışma izni aynı şey değildir
Türk hukukunda bir yabancının Türkiye'de şirket ortağı, hatta tek ortaklı limited şirketin sahibi olması mümkündür ve bunun için kural olarak çalışma iznine ihtiyaç yoktur. Yabancılar, yerli yatırımcılarla eşit koşullarda şirket kurabilir, sermaye koyabilir ve pay sahibi olabilir. Ancak o şirkette fiilen "çalışmak", yani şirket müdürü/yönetici sıfatıyla işi yürütmek, sözleşmeleri imzalamak ve günlük operasyonu fiilen idare etmek 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu kapsamında çalışma izni gerektirir. Sermaye koyup ortak olmak bir hak; o ortaklık üzerinden fiilen çalışmak ise ayrı bir izin meselesidir. Birçok girişimci tam da bu noktada, "şirket benim, neden izne ihtiyacım olsun?" diyerek hataya düşer. Oysa kanun, yabancının Türkiye'de gelir getirici bir faaliyette fiilen bulunmasını izne bağlamıştır ve bu izin alınmadan çalışıldığının tespiti, hem yabancıya hem de onu çalıştıran işverene yönelik idari yaptırımları beraberinde getirir.
Şirket ortağı yabancı için çalışma izni şartları
Limited şirket müdürü ya da anonim şirket yönetim kurulu üyesi olan ortak yabancının çalışma izni alabilmesi için aranan temel ölçütler, ilgili mevzuat uyarınca şu çerçevede değerlendirilir: şirketin ödenmiş sermayesinin en az 100.000 TL olması, bu izinden yararlanacak yabancı ortağın şirket sermayesinin en az yüzde 20'sine ve asgari 40.000 TL paya sahip olması beklenir. Ayrıca işyerinde, izni talep eden her bir yabancı için kural olarak en az 5 Türk vatandaşının istihdam edilmesi şartı aranır; bu istihdamın SGK kayıtlarıyla belgelenmesi gerekir. İlk başvurularda bu beş kişilik istihdam, iznin verildiği tarihten itibaren makul bir süre içinde sağlanabilir, ancak uzatma başvurularında fiilen sağlanmış olması beklenir. Bu sayısal ölçütlerin yanında, başvuru bir bütün olarak değerlendirilir: şirketin faaliyet konusu, cirosu, sektörü ve yabancının üstleneceği görevin niteliği de göz önünde bulundurulur. Dolayısıyla yalnızca sermaye ve personel sayısını tutturmak her zaman yeterli olmayabilir; başvurunun ekonomik açıdan tutarlı ve inandırıcı bir bütün oluşturması önemlidir. Bu eşiklerin ve istihdam takviminin baştan doğru planlanması, ileride yaşanabilecek ret veya gecikmelerin önüne geçmenin en sağlam yoludur.
Bağımsız çalışma izni ve serbest meslek seçeneği
Bir şirketin bordrosuna bağlı olmadan, kendi nam ve hesabına faaliyet göstermek isteyen yabancılar için bağımsız çalışma izni öngörülmüştür. Bu izin, yabancının Türkiye'deki faaliyetinin ekonomik katkısı, yatırım tutarı, sağlayacağı istihdam ve faaliyet alanı gibi kriterler dikkate alınarak değerlendirilir. Serbest meslek erbabı (örneğin danışman, mühendis, mali müşavir gibi) yabancılar bakımından ise mesleki diploma ve denklik belgeleri ön plana çıkar. Bağımsız çalışma izni süreçleri, bağlı çalışma iznine göre daha kapsamlı bir değerlendirmeye tabi olduğundan, başvuru dosyasının baştan doğru kurgulanması büyük önem taşır. Ayrıca Türkiye'de belirli tutarda yatırım yaparak veya nitelikli istihdam oluşturarak gelen yabancılar için Turkuaz Kart gibi farklı statüler de gündeme gelebilir; hangi yolun sizin için en uygun olduğu, faaliyetinizin ölçeğine ve hedeflerinize göre değişir. Bu nedenle, daha en başta hangi izin türünün talep edileceğine doğru karar vermek, hem zaman hem de maliyet açısından belirleyici olur.
Süreç, maliyet ve süreler
Çalışma izni başvuruları, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın e-Devlet üzerinden erişilen elektronik sistemi aracılığıyla yapılır. Türkiye içinde geçerli en az altı aylık ikamet izni bulunan yabancılar başvurusunu yurt içinden yapabilirken, diğer hâllerde başvuru yurt dışında bulunulan ülkedeki Türk dış temsilciliği üzerinden başlatılır. Başvuruda harç ve değerli kâğıt bedeli gibi resmi ödemeler doğar ve bu tutarlar her yıl yeniden belirlenir. Eksiksiz bir dosyada değerlendirme genellikle birkaç hafta sürer; ancak eksik evrak, sermaye veya istihdam şartının karşılanmaması süreci uzatabilir ya da başvurunun reddiyle sonuçlanabilir.
Sık karşılaşılan durumlar
Aşağıdaki sorular sizin durumunuzu da tarif ediyorsa, vakit kaybetmeden profesyonel destek almanız yerinde olur: Şirketinizi kurdunuz ama henüz çalışma izni başvurusu yapmadınız ve şirketin başında siz mi duruyorsunuz? İzin başvurunuz sermaye veya 5 Türk personel şartı gerekçesiyle mi reddedildi? İkamet izniniz çalışma izninizle uyumsuz hâle mi geldi? Bir denetimde "izinsiz çalışan yabancı" tespitiyle idari para cezası tebliğ mi edildi? Bu durumların her biri, doğru zamanda atılacak hukuki adımlarla yönetilebilir; ancak gecikme, cezanın yanında ikamet ve giriş yasağı gibi sonuçları da beraberinde getirebilir.
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her başvuru kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir; somut durumunuz için mutlaka bir avukata danışınız.
Yabancı girişimci olarak Türkiye'de işinizi büyütmek isterken çalışma izni gibi teknik bir eksikliğin bütün emeğinizi riske atmasına izin vermeyin. Bursa merkezli Karadayı Hukuk & Arabuluculuk olarak, sermaye ve istihdam şartlarının planlanmasından başvuru dosyasının hazırlanmasına ve olası cezalara itiraz sürecine kadar her aşamada yanınızdayız. Durumunuzu birlikte değerlendirmek için bizimle iletişime geçmekten çekinmeyin.
