Bir müşteriniz faturayı ödemedi, çekiniz karşılıksız çıktı veya teslim ettiğiniz mal ya da hizmetin bedelini tahsil edemiyorsunuz; haklı olarak doğrudan mahkemeye gitmek istiyorsunuz. Ancak ticari uyuşmazlıklarda dava açabilmenin önünde bir ön şart var: zorunlu arabuluculuk. Karadayı Hukuk & Arabuluculuk olarak Bursa'da ve Türkiye genelinde işletmelere, bu adımı doğru ve hızlı şekilde tamamlayıp alacaklarına en kısa yoldan ulaşmaları için destek oluyoruz. Bu yazıda, ticari alacak davalarında arabuluculuğun neden dava şartı olduğunu, sürecin nasıl işlediğini ve sonunda elinize geçen tutanağın değerini anlatıyoruz.

Ticari davalarda arabuluculuk neden "dava şartı"?

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri bakımından ticari davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Yani fatura, sözleşme, cari hesap, çek veya benzeri bir belgeye dayanan ticari alacağınız için doğrudan dava açarsanız, mahkeme işin esasına girmeden davayı usulden reddedebilir. Önce arabuluculuk sürecinin tamamlandığını gösteren tutanağı dava dilekçenize eklemeniz beklenir. Bu nedenle arabuluculuk, ticari alacak davalarında atlanması mümkün olmayan bir başlangıç basamağıdır; sürecin başında yapılan bir hata, aylar sonra davanızın reddiyle sonuçlanabilir.

Başvuru nasıl yapılır, süreç nasıl işler?

Süreç, karşı tarafın yerleşim yeri veya işin yapıldığı yerdeki adliyenin arabuluculuk bürosuna yapılan bir başvuru ile başlar. Başvuruda alacağın dayanağını ve tutarını belirtmeniz, doğru tarafları ve adresleri göstermeniz önemlidir; bu noktadaki bir eksiklik, sürecin baştan sakatlanmasına yol açabilir. Büro, listeye kayıtlı arabuluculardan birini görevlendirir; isterseniz taraflar arabulucu üzerinde anlaşabilir. Görevlendirilen arabulucu tarafları davet eder, ilk toplantının gününü ve yerini belirler. Toplantılar yüz yüze yapılabileceği gibi, tarafların kabulüyle çevrim içi (online) de yürütülebilir. Arabulucu tarafsızdır; kimseye hak veya haksızlık atfetmez, yalnızca tarafların kendi çözümlerini bulmasına yardımcı olur. Görüşmelerde paylaşılan bilgi ve belgeler gizlilik ilkesi kapsamındadır ve kural olarak sonradan açılacak davada delil olarak kullanılamaz; bu, tarafların çekinmeden masaya oturmasını sağlar. Tarafların geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması ise, davanın sonunda yargılama giderleri ve vekâlet ücreti açısından aleyhe sonuçlar doğurabilir; bu yüzden davete kayıtsız kalmamak gerekir.

Süreler: ne kadar sürer, davayı nasıl etkiler?

Ticari uyuşmazlıklarda arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren kural olarak altı hafta içinde süreci sonuçlandırır. Bu süre, zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir. Yani çoğu ticari alacak dosyasında arabuluculuk birkaç hafta içinde tamamlanır; bu, yıllar sürebilen bir yargılamaya göre ciddi bir hız avantajıdır. Önemli bir nokta da şudur: arabuluculuk bürosuna başvurulmasından, sürecin sona erdiği son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süreler işlemez. Böylece arabuluculuğa başvurmanız, alacağınızın zamanaşımına uğraması riskini bu süre boyunca askıya alır. Yine de tutanak tarihinden sonra dava açma sürelerinin yeniden işlemeye başlayacağını unutmamak gerekir.

Anlaşma olursa: tutanağın icra edilebilirliği

Taraflar bir noktada uzlaşırsa, üzerinde anlaşılan hususlar arabulucu tarafından bir anlaşma tutanağına bağlanır. Bu tutanağın en büyük gücü, icra edilebilir olmasıdır. Taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladığı anlaşma tutanağı, kanun gereği ilam (mahkeme kararı) niteliğinde belge sayılır ve ayrıca icra edilebilirlik şerhine gerek kalmadan doğrudan ilamlı icraya konulabilir. Bunun pratik anlamı şudur: anlaşmaya rağmen karşı taraf ödeme yapmazsa, yeniden uzun bir dava açmanıza gerek kalmaz; doğrudan icra takibi başlatarak alacağınızı tahsil edebilirsiniz. Anlaşma tutanağının içeriği de en az anlaşmanın kendisi kadar önemlidir; ödeme planının, vade ve faiz koşullarının, gecikme hâlinde uygulanacak sonuçların açık ve tereddüde yer bırakmayacak biçimde yazılması, ileride yaşanabilecek yeni bir uyuşmazlığın önüne geçer. Anlaşma sağlanamazsa düzenlenen son tutanak, dava şartının yerine getirildiğini kanıtlar ve davanızı açma yolunu açar; bu tutanağı dava dilekçenize eklemeniz beklenir.

Sık karşılaşılan durumlar

Bu sorulardan biri sizin durumunuza benziyor mu? "Faturalarımı ödemeyen müşteriye dava açtım ama mahkeme 'önce arabuluculuğa gitmeliydiniz' diyerek reddetti; şimdi ne yapmalıyım?" "Arabuluculuk daveti aldım, toplantıya avukatsız mı katılsam, yoksa hangi belgeleri hazırlamalıyım?" "Karşı taraf masada bir rakam teklif etti; bunu kabul etmek alacağımın tamamından vazgeçmek anlamına gelir mi?" "Anlaştık ama ödeme yapılmıyor; tutanağı icraya koyabilir miyim?" Bu konular, yanlış bir adımın hem zaman hem de para kaybına yol açtığı, masaya doğru hazırlıkla oturmanın ise alacağınızı güvence altına aldığı durumlardır. Arabuluculuk toplantısına çoğu zaman tek bir oturumda sonuç çıkar; bu yüzden hazırlığın daha ilk toplantıdan önce yapılması belirleyicidir.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır ve somut olayınıza ilişkin hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti yerine geçmez. Süreler ve usul kuralları somut olaya göre değişebileceğinden, harekete geçmeden önce bir uzmana danışmanız önerilir.

Ticari alacak davalarında arabuluculuk, çoğu zaman engel değil, alacağınıza en hızlı ulaşma fırsatıdır. Doğru hazırlık, anlaşma tutanağının icra gücünü kullanmak ve süreleri kaçırmamak, sonucu doğrudan etkiler. Karadayı Hukuk & Arabuluculuk olarak Bursa'da işletmenizin alacaklarını güvence altına almak için buradayız; durumunuzu birlikte değerlendirmek üzere bizimle iletişime geçmekten çekinmeyin.