Bir uyuşmazlık çıktığında sözleşmenizin sonundaki o tek paragrafa, yani tahkim şartına bakıp "Acaba bu madde işime yarayacak mı, yoksa beni yıllarca sürecek bir belirsizliğe mi sürükleyecek?" diye düşünmek hiçbir yöneticinin yaşamak istemeyeceği bir andır. Bursa merkezli Karadayı Hukuk & Arabuluculuk olarak, daha önce kötü hazırlanmış bir tahkim maddesi yüzünden hak kaybı yaşamış ya da bundan endişe eden pek çok şirket yöneticisiyle çalışıyoruz. Bu yazıda, uygulamada en sık karşılaştığımız ve süreci kaybettiren 7 hatayı sıralıyor; sözleşmenizi imzalamadan önce nelere dikkat etmeniz gerektiğini sade bir dille anlatıyoruz. Amacımız, korku yaratmak değil; bu tuzakları önceden görmenizi ve doğru kararı zamanında almanızı sağlamaktır.
1. Çelişkili yetki maddesi: hem mahkeme hem tahkim
En sık rastladığımız hata, sözleşmede aynı anda hem "uyuşmazlıklar tahkim yoluyla çözülür" hem de "yetkili mahkeme şu şehir mahkemeleridir" ifadelerinin yer almasıdır. Çoğu zaman farklı şablonlardan kopyalanan bu iki madde birbiriyle çelişir ve hangisinin geçerli olduğu belirsiz kalır. Böyle bir durumda karşı taraf, işine gelmeyen yolu "geçersiz" saydırmak için itiraz eder; siz de daha esasa girmeden, yetki tartışmasıyla aylarınızı kaybedersiniz. Tahkim ile devlet mahkemesi yetkisinin aynı sözleşmede net bir hiyerarşi olmadan yan yana durması, tahkim şartını işlevsiz hâle getirebilir.
2. Patolojik tahkim şartı: eksik veya hatalı kurum
Doktrinde "patolojik tahkim şartı" denilen kusurlu maddeler, çoğunlukla var olmayan ya da yanlış adlandırılmış bir tahkim kurumuna atıf yapıldığında ortaya çıkar. Örneğin "İstanbul Ticaret Odası Tahkim Divanı" gibi tam karşılığı bulunmayan bir isim yazıldığında, hangi kurumun ve hangi kuralların uygulanacağı tartışmalı hâle gelir. Benzer şekilde hakem sayısının hiç belirtilmemesi ya da uygulanacak kuralların açıkça gösterilmemesi de şartı sakatlar. Geçerli bir tahkim şartı; hangi kurumun (örneğin ICC, ISTAC), hangi kuralların, kaç hakemin ve hangi dilin uygulanacağını net biçimde içermelidir.
3. Tahkim yerinin (seat) belirlenmemesi
Tahkim yeri (seat), yalnızca duruşmaların yapılacağı şehir değildir; hakem kararına karşı iptal davasının hangi ülke mahkemesinde açılacağını ve sürece hangi ülkenin tahkim hukukunun uygulanacağını belirleyen kritik bir tercihtir. Yabancılık unsuru taşıyan tahkimlerde Türkiye bakımından 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu temel düzenlemedir ve tahkim yerinin Türkiye olması bu kanunun uygulanmasını gündeme getirir. Tahkim yerini hiç belirlemeden "uyuşmazlıklar tahkimle çözülür" demek, sürecin hukuki çerçevesini şansa bırakmak anlamına gelir ve sonradan ciddi belirsizliklere yol açar.
4. Sürelerin kaçırılması
Tahkimin en büyük avantajlarından biri olan hız, aynı zamanda en büyük tuzağı da barındırır: süreler nettir ve kaçırıldığında genellikle telafisi yoktur. Tahkim talebine cevap verme, hakem atama, karşı talep (cevaba cevap) sunma ve özellikle hakem kararına karşı iptal davası açma sürelerine uyulmaması doğrudan hak kaybına yol açabilir. 4686 sayılı Kanun kapsamında iptal davası için kanunda öngörülen süre, kararın bildiriminden itibaren işlemeye başlar ve bu süre hak düşürücü niteliktedir. Devlet mahkemelerindeki gibi geniş bir esnekliğin bulunmadığı tahkimde, takvimi en baştan profesyonelce yönetmek şarttır.
5. Yanlış veya tarafsız olmayan hakem seçimi
Tahkimin en değerli yanlarından biri, uyuşmazlığınızı alanında uzman hakemlerin çözmesidir; ancak bu avantaj yanlış seçimle dezavantaja dönüşebilir. Uyuşmazlığın teknik niteliğine uygun olmayan, ilgili sektörü veya uygulanacak hukuku tanımayan bir hakem belirlemek süreci zayıflatır. Daha ağır bir hata ise hakemin bağımsızlık ve tarafsızlığını gölgeleyen bir ilişkisinin bulunmasıdır; bu durum hem hakemin reddine hem de ileride kararın iptaline gerekçe oluşturabilir. Hakem seçimi, tahkimin gidişatını belirleyen stratejik bir karardır ve aceleyle verilmemelidir.
6. Delil sunmamak veya geç sunmak
Birçok şirket, haklı olduğuna o kadar emindir ki delillerini eksiksiz ve zamanında dosyaya koymayı ihmal eder. Oysa tahkimde de, mahkemede olduğu gibi, iddiasını ispat yükü onu ileri sürene aittir. Sözleşmeler, e-postalar, teslim belgeleri, faturalar ve gerekiyorsa bilirkişi/uzman görüşleri usulüne uygun ve süresinde sunulmazsa, esasen haklı olduğunuz bir uyuşmazlığı dahi kaybedebilirsiniz. Tahkimde delil sunumu için belirlenen takvime uyulmaması, sonradan "keşke" dedirten en yaygın hatalardandır.
7. Kararın icrasını (tenfizi) baştan düşünmemek
Tahkimin asıl amacı, elinizde icra edilebilir bir karar olmasıdır. Karşı tarafın malvarlığının hangi ülkede bulunduğunu ve kararın orada nasıl tenfiz edileceğini en baştan düşünmemek, sonunda kâğıt üzerinde kalan bir zafere yol açabilir. Türkiye'nin de taraf olduğu 1958 tarihli New York Sözleşmesi sayesinde hakem kararları çok sayıda ülkede sınırlı istisnalarla tanınıp tenfiz edilebilir; ancak tahkim şartının ve sürecin bu sözleşmenin gerekleriyle uyumlu kurgulanması gerekir. Tenfizi düşünülmeden yürütülen bir tahkim, masraf ve zaman açısından beklediğiniz sonucu vermeyebilir.
Sık karşılaşılan durumlar — kendinizi bu tabloda görüyor musunuz?
Aşağıdaki sorulardan herhangi birine "emin değilim" diyorsanız, sözleşmenizi bir uzmanla gözden geçirmenizde fayda var: Sözleşmenizde hem tahkim hem de mahkeme yetkisi yazıyor ve hangisinin geçerli olduğunu bilmiyor musunuz? Atıf yapılan tahkim kurumunun tam ve doğru adından emin değil misiniz? Tahkim yerinin (seat) neresi olduğunu söyleyemiyor musunuz? Bir uyuşmazlık çıktı ve cevap veya iptal davası süresinin ne zaman dolduğunu bilmiyor musunuz? Karşı tarafın malvarlığının bulunduğu ülkede kararı icra edip edemeyeceğinizden emin değil misiniz? Bu sorular size tanıdık geliyorsa, kötü hazırlanmış bir tahkim maddesinin yaratabileceği hak kaybını henüz iş işten geçmeden önlemek mümkündür.
Sözleşmeyi kontrol ettirmek neden en güvenli adımdır
Tahkim şartı, sözleşmenin sonuna eklenen sıradan bir formalite değil; uyuşmazlık çıktığında haklarınızı belirleyen en stratejik maddedir. İnternetten alınmış genel bir şablon, sizin ticari ilişkinizin, karşı tarafın ülkesinin ve uyuşmazlığın niteliğinin gereklerini çoğu zaman karşılamaz. Yukarıdaki 7 hatadan herhangi birinin sözleşmenizde bulunup bulunmadığını öğrenmenin en hızlı yolu, maddeyi imza öncesinde ya da uyuşmazlık büyümeden bir uzmana inceletmektir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her sözleşme, uyuşmazlık ve tahkim ilişkisi kendine özgü olup, somut durumunuz için mutlaka bir avukata danışmanızı öneririz.
Tahkimde başarının sırrı, uyuşmazlık çıktıktan sonra yapılanlardan çok, sözleşme imzalanmadan önce alınan doğru hukuki kararlarda gizlidir. Bursa'daki ofisimizde, tahkim şartının kaleme alınmasından mevcut sözleşmelerin gözden geçirilmesine, ICC veya ISTAC gibi kurumlar önündeki tahkim süreçlerinin yürütülmesinden yabancı hakem kararlarının Türkiye'de tanınıp tenfizine kadar her aşamada Karadayı Hukuk & Arabuluculuk yanınızda. Tahkim maddenizden emin olmak ve hak kaybı riskini ortadan kaldırmak için bizimle iletişime geçmekten çekinmeyin.
