İş ortağınızla yollarınızın ayrılmaya başladığı an, çoğu zaman şirketin de en kırılgan olduğu andır. Karadayı Hukuk & Arabuluculuk olarak Bursa'da sıkça karşılaştığımız tablo şudur: Yıllarca birlikte emek verdiğiniz şirkette güven ilişkisi bozulmuş, ortağınız kararları tek başına alıyor, sizi yönetimden ve bilgiden dışlıyor, hatta şirketi zarara uğratan işlemler yapıyor olabilir. Böyle bir durumda ortaklıktan nasıl çıkacağınızı, payınızın karşılığını nasıl alacağınızı ya da işleyişi kilitleyen ortağa karşı ne yapabileceğinizi bilmiyor olmanız son derece anlaşılırdır. Bu yazıda, şirket ortakları arasındaki anlaşmazlıklarda başvurulabilecek başlıca hukuki yolları, ortaklıktan çıkma ve çıkarılma ile haklı sebeple fesih davalarını ve azınlık haklarının korunmasını genel hatlarıyla açıklıyoruz.
Anlaşmazlıkta hangi yollar var?
Türk hukukunda ortaklar arası uyuşmazlıklarda izlenebilecek yol, büyük ölçüde şirketin türüne ve sizin paydaki konumunuza bağlıdır. Limited şirketlerde Türk Ticaret Kanunu, bir ortağın haklı sebeple şirketten çıkmasını dava etmesine (TTK m. 638) ve şirketin haklı sebeple bir ortağın çıkarılmasını mahkemeden istemesine (TTK m. 640) imkân tanır. Bunların yanında, haklı sebeplerin varlığında ortaklardan birinin şirketin feshini talep etme hakkı da bulunur (TTK m. 636). Anonim şirketlerde ise sermayenin en az onda birini (halka açık şirketlerde yirmide birini) temsil eden pay sahipleri, haklı sebeplerin varlığında şirketin feshini dava edebilir; mahkeme fesih yerine, davacı pay sahiplerine paylarının gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılmaları gibi duruma uygun ve kabul edilebilir başka bir çözüme de hükmedebilir (TTK m. 531).
Hangi yolun sizin için doğru olduğu, amacınıza göre değişir: Sorun çıkaran ortağı şirketten uzaklaştırmak mı, kilitlenen yapıdan kendi payınızın karşılığını alarak çıkmak mı, yoksa son çare olarak şirketin feshini istemek mi sizin menfaatinize? Bu sorunun cevabı, dava açmadan önce mutlaka değerlendirilmelidir.
Haklı sebep nedir, neler haklı sebep sayılır?
Bütün bu davaların ortak anahtar kavramı "haklı sebep"tir. Haklı sebep, ortaklık ilişkisinin dürüstlük kuralı çerçevesinde sürdürülmesini çekilmez hale getiren olgulardır. Uygulamada haklı sebep olarak değerlendirilebilecek durumlara örnek olarak şunlar verilebilir: ortağın şirket kaynaklarını ya da müşteri ilişkilerini kendi menfaatine yönlendirmesi, rekabet yasağını ihlal etmesi, şirketi sürekli zarara uğratan işlemler yapması, pay sahibinin bilgi alma ve inceleme hakkının engellenmesi, kâr dağıtımının haksız biçimde sürekli engellenmesi, güven ilişkisinin tamamen yıkılması ve karar mekanizmalarının kalıcı olarak tıkanması (kilitlenme). Belirleyici olan, bu olguların soyut iddia düzeyinde kalmayıp somut delillerle ortaya konulabilmesidir.
Her uyuşmazlık kendine özgüdür ve haklı sebebin varlığını mahkeme, somut olayın koşullarını değerlendirerek takdir eder. Bu nedenle adım atmadan önce e-posta yazışmaları, banka ve muhasebe kayıtları, ticari defterler ile genel kurul ve yönetim kurulu tutanakları gibi delillerin titizlikle toplanması büyük önem taşır.
Azınlık haklarının korunması
Şirketi fiilen tek başına yöneten bir ortağa karşı, fesih davası açmadan önce başvurulabilecek koruyucu araçlar da vardır. Pay sahibinin bilgi alma ve inceleme hakkı, belirli koşullarda özel denetçi atanmasının istenmesi, kâr dağıtımına ilişkin haklar ve hukuka aykırı genel kurul kararlarının iptali için açılabilecek iptal davası bunların başında gelir. Azınlık pay sahipleri, kanunda öngörülen oranları sağladıklarında genel kurulun toplantıya çağrılmasını, belirli konuların gündeme alınmasını ve denetim mekanizmalarının işletilmesini talep edebilir.
Bu yolların amacı, çoğu zaman doğrudan feshe gitmeden önce şeffaflığı sağlamak, zararın büyümesini durdurmak ve müzakere zemini yaratmaktır. Şirketin işleyişinin tamamen kilitlendiği ya da malvarlığının tehlikeye girdiği acil durumlarda ise dava sürecinde ihtiyati tedbir talep edilerek payınızın değerinin daha fazla erimesi önlenebilir.
Süreç, süre ve maliyetler
Ortaklar arası uyuşmazlıktan doğan davalar, kural olarak şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde görülür. Süreç; tarafların iddia ve savunmalarının sunulması, delillerin değerlendirilmesi, çoğunlukla bilirkişi incelemesi ve özellikle çıkma, çıkarılma veya çıkarmalı çözüm hallerinde payın gerçek değerinin tespiti aşamalarını içerir. Payın değeri, itibari (nominal) tutar üzerinden değil; şirketin aktif ve pasifleri, taşınmazları, demirbaşları, alacak ve borçları ile ticari itibarı dikkate alınarak gerçek değer üzerinden belirlenir. Bu nedenle süreç, dosyanın karmaşıklığına göre genellikle aylar, kimi zaman yıllar alabilir.
Maliyet tarafında harçlar, bilirkişi ücretleri ve vekalet ücreti gibi kalemler bulunur. Belirtmek gerekir ki ticari uyuşmazlıkların önemli bir kısmında dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak dava şartıdır; arabuluculuk, çoğu zaman uyuşmazlığın daha hızlı ve daha az yıpratıcı biçimde çözülmesine de imkân tanır. Karadayı Hukuk & Arabuluculuk olarak hem dava takibi hem de arabuluculuk süreçlerinde yanınızda olmamız, çözüm seçeneklerini birlikte değerlendirmenizi kolaylaştırır.
Sık karşılaşılan durumlar
Aşağıdaki sorulardan biri size tanıdık geliyorsa, vakit kaybetmeden hukuki destek almanızda yarar var: Ortağınız şirketi fiilen tek başına yönetip sizi kararların dışında mı bırakıyor? Şirket parasının, müşterilerinin ya da fırsatlarının başka bir yöne aktarıldığından mı şüpheleniyorsunuz? Defterleri, sözleşmeleri ve mali bilgileri görmeniz sürekli mi engelleniyor? Kâr edilmesine rağmen size hiç kâr payı dağıtılmıyor mu? Ortaklıktan ayrılmak istiyor ama payınızın gerçek değerini alamamaktan mı endişe ediyorsunuz?
Bu durumların ortak noktası, beklemenin neredeyse her zaman aleyhinize işlemesidir. Çatışma uzadıkça deliller kaybolur, şirketin değeri düşer ve müzakere gücünüz zayıflar. Bu yüzden doğru stratejiyi erken belirlemek, hem hakkınızı hem de şirketin geleceğini korumak açısından kritiktir.
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır ve somut olayınıza ilişkin hukuki danışmanlığın yerine geçmez. Her uyuşmazlık kendine özgü olduğundan, herhangi bir adım atmadan önce bir avukata danışmanız önerilir.
Ortaklar arasındaki anlaşmazlık, doğru yönetildiğinde hem hak kaybını önleyen hem de şirketin değerini koruyan bir çözüme dönüştürülebilir. Karadayı Hukuk & Arabuluculuk olarak Bursa'da, dava takibi ve danışmanlık hizmetlerindeki deneyimimizle dosyanızı baştan sona değerlendiriyor, çıkma ve çıkarılma davalarında, haklı sebeple fesih süreçlerinde, azınlık haklarının korunmasında ve müzakerelerde size en uygun yol haritasını sunuyoruz. Haklarınızı korumak için bizimle iletişime geçmekten çekinmeyin.
