Bir şirketi devralmak, çoğu yatırımcı için büyümenin en hızlı yoludur; ancak el sıkışıp imza attıktan sonra ortaya çıkan beklenmedik borçlar, derdest davalar ve vergi yükümlülükleri, bu fırsatı kısa sürede ağır bir yüke dönüştürebilir. Bursa'da girişimcilere ve şirket sahiplerine danışmanlık veren Karadayı Hukuk & Arabuluculuk olarak en sık duyduğumuz endişe şudur: "Devraldığım şirketin altından beklenmedik bir borç ya da dava çıkarsa tüm yatırımım batar; bunu önceden nasıl tespit ederim bilmiyorum." Eğer siz de bir devralma düşünüyor ve aynı kaygıyı taşıyorsanız bu yazı tam olarak sizin için. Aşağıda, devralmadan önce yapılan hukuki incelemenin (due diligence) neleri kapsadığını ve bu adımın atlanması hâlinde nasıl bir tuzağa düşülebileceğini açıklıyoruz.

Due diligence nedir ve neden imzadan önce yapılır?

Due diligence, Türkçe karşılığıyla devir öncesi hukuki ve mali inceleme, hedef şirketin tüm geçmişinin ve mevcut durumunun sistematik biçimde mercek altına alınmasıdır. Amacı, satıcının vitrine koyduğu tabloyla şirketin gerçek hâli arasındaki farkı imzadan önce görmektir. Hisse devrinde tüzel kişilik aynı kalır; yalnızca ortak değişir. Yani şirketin geçmişten gelen tüm borçları, taahhütleri ve riskleri de yeni ortağın ekonomik yükü hâline gelir. Bu nedenle inceleme imzadan sonra değil, mutlaka öncesinde yapılmalıdır; çünkü imza atıldıktan sonra fark edilen bir risk, artık pazarlık konusu değil, üstlenilmiş bir borçtur.

İnceleme tam olarak neleri kapsar?

Kapsamlı bir hukuki inceleme; ticaret sicil kayıtları, ortaklık yapısı ve genel kurul kararları, vergi dairesi ve SGK borç durumu, devam eden icra takipleri ve derdest davalar, ticari sözleşmeler ve özellikle erken fesih, rekabet yasağı veya kontrol değişikliği (change of control) maddeleri, çalışan özlük dosyaları ile olası kıdem ve ihbar tazminatı yükleri, kefalet ve teminat taahhütleri, ruhsat ve izinler, gayrimenkullerin durumu ile şirketin fikri ve sınai haklarını tek tek kapsar. Bu kalemlerin her biri, satış bedelini ve riskin kimde kalacağını doğrudan etkiler. İyi yapılmış bir inceleme, çoğu zaman ödenecek danışmanlık bedelinden çok daha büyük bir kaybı baştan engeller.

Dört kritik risk: gizli borçlar, davalar, vergi ve fikri mülkiyet

İncelemenin kalbinde dört temel risk alanı yer alır. Birincisi gizli borçlar: bilançoda görünmeyen ödenmemiş vergiler, SGK prim borçları, henüz tahakkuk etmemiş ama doğması kesin yükümlülükler. İkincisi dava riskleri: derdest davalar, henüz açılmamış ama temeli atılmış uyuşmazlıklar ve idari yaptırımlar; bunlar şirketin değerini bir gecede eritebilir. Üçüncüsü vergi yükümlülükleri: Vergi Usul Kanunu uyarınca işletme veya işyeri devralan kişi, devreden işletmenin tahakkuk etmiş ve devir tarihine kadar tahakkuk edecek vergi borçlarından sorumlu tutulabilir; ayrıca incelemesi tamamlanmamış dönemler ileride ciddi tarhiyatlar doğurabilir. Dördüncüsü fikri mülkiyet: şirketin marka, patent ve tasarımlarının gerçekten tescilli ve şirket adına olup olmadığı, lisans sözleşmelerinin devirle birlikte sona erip ermeyeceği. Çoğu zaman şirketin asıl değeri bu hakların geçerliliğine bağlıdır.

Devralma türü sorumluluğu nasıl değiştirir?

Sorumluluğun çerçevesi, devrin hangi yolla yapıldığına göre belirlenir. Hisse devrinde tüzel kişilik el değiştirmez; şirket borçlarından şirket sorumlu olmaya devam eder ve bu yük dolaylı olarak yeni ortağa geçer. İşletme (aktif) devrinde ise, Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca işletmeyi aktif ve pasifleriyle devralan kişi, devirden önce doğmuş borçlardan devreden ile birlikte belirli bir süre müteselsilen sorumlu tutulabilir. Birleşme ve bölünme gibi yapısal işlemlerde ise Türk Ticaret Kanunu'nun ayrı düzenlemeleri ve alacaklıların korunmasına ilişkin özel hükümler devreye girer. Kısacası "hangi yapıyla devralıyorum?" sorusu, daha imza atılmadan riskin sınırlarını çizer ve incelemenin odağını belirler.

İncelemeyi atlarsanız başınıza neler gelebilir?

Due diligence'ı atlamanın bedeli genellikle aylar sonra ödenir. Devirden sonra eski döneme ait bir vergi tarhiyatı veya SGK borcu tebliğ edilebilir; hiç haberdar olmadığınız bir dava karşınıza çıkıp şirketin nakit akışını kilitleyebilir; satın aldığınızı sandığınız markanın aslında başkası adına tescilli olduğunu ya da kritik bir lisansın devirle sona erdiğini öğrenebilirsiniz. Bu durumların ortak özelliği, hepsinin imzadan önce görülebilir olmasıdır. Görülmediğinde ise zarar artık pazarlık masasında değil, sizin bilançonuzdadır. İncelemenin maliyeti, ortaya çıkması muhtemel tek bir gizli borcun yanında çoğu zaman çok küçük kalır.

Sık karşılaşılan durumlar

Şu cümlelerden biri size tanıdık geliyorsa, vakit kaybetmeden hukuki destek almanın tam zamanı: "Bir şirketi devralmak üzereyim ama geçmiş borçlarından ve davalarından emin değilim." "Satıcı 'hiçbir sorun yok' diyor, peki bunu nasıl doğrularım?" "Devraldığım şirkete devirden sonra eski bir alacaklı ya da çalışan dava açtı." "Asıl değer markada diye düşünmüştüm; meğer marka şirket adına tescilli değilmiş." Bu durumların her birinde sorumluluğun kimde olduğu; devrin türüne, sözleşmenin içeriğine ve incelemenin yapılıp yapılmadığına göre değişir. Genel kurallar yol gösterir; ancak sizi gerçekten koruyacak çözüm, somut belgelerinizin uzman tarafından incelenmesiyle netleşir.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık ya da kişiye özel mali müşavirlik hizmetinin yerine geçmez. Şirketinizin ve devralma işleminizin koşullarına göre güncel mevzuat farklı sonuçlar doğurabilir; karar vermeden önce mutlaka uzman görüşü alınız.

Bir şirket devralma, doğru kurgulandığında büyümenin en güçlü adımı; yanlış kurgulandığında ise yıllarca sürebilecek bir hukuki ve mali yükün başlangıcı olabilir. Karadayı Hukuk & Arabuluculuk olarak Bursa'da yatırımcılara devralma öncesi hukuki incelemeden gizli borç ve dava risklerinin tespitine, vergi sorumluluğunun yönetilmesinden fikri mülkiyet haklarının doğrulanmasına ve koruyucu sözleşme hükümlerinin kurgulanmasına kadar her aşamada destek veriyoruz. Yatırımınızı sürprizlere yer bırakmadan, güvenle yapmak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.