Bir markaya emek ve bütçe ayırdıktan sonra başvurunuzun Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından reddedildiğini ya da üçüncü bir kişinin itirazına uğradığını öğrenmek moral bozucu olabilir; ancak bu, markanızı kaybettiğiniz anlamına gelmez. Bursa merkezli Karadayı Hukuk & Arabuluculuk olarak, marka başvuru sürecinin her aşamasında müvekkillerimizin yanındayız ve bu yazıda, böyle bir durumla karşılaştığınızda hangi seçeneklere sahip olduğunuzu, hangi süreleri kaçırmamanız gerektiğini genel hatlarıyla anlatıyoruz.

Ret kararının iki yüzü: Mutlak ve nispi ret nedenleri

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, bir markanın tescil edilememesinin sebeplerini ikiye ayırır. Mutlak ret nedenleri (m. 5), Kurumun resen, yani kendiliğinden inceleyip uyguladığı engellerdir: ayırt edici niteliği bulunmayan işaretler, malın veya hizmetin türünü, kalitesini ya da coğrafi kaynağını belirten tanımlayıcı ibareler, herkesin kullanımına açık genel işaretler, halkı yanıltıcı veya kamu düzenine aykırı işaretler bunlar arasındadır. Nispi ret nedenleri (m. 6) ise önceki hak sahiplerini korur: aynı veya benzer mal ve hizmetlerde karıştırılma ihtimali doğuran önceki bir marka, tanınmış markalar, ticaret unvanı veya telif gibi önceki haklar bu kapsamdadır.

Bu ayrım pratikte önemlidir; çünkü mutlak ret nedenleri Kurum tarafından başvuru aşamasında doğrudan değerlendirilirken, nispi ret nedenleri genellikle önceki hak sahibinin yayına itirazı üzerine gündeme gelir. Aldığınız kararın hangi maddeye dayandığını doğru okumak, izleyeceğiniz stratejiyi belirler.

Başvurunuz tümden ya da kısmen reddedildiyse

TÜRKPATENT, başvurunuzu bütünüyle reddedebileceği gibi yalnızca belirli mal ve hizmet sınıfları yönünden de reddedebilir. Karara katılmıyorsanız, ret kararının tebliğinden itibaren iki ay içinde Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi'ne (YİDD/YİDK) itiraz edebilirsiniz. İtiraz dilekçesinde, kararın neden hatalı olduğunu hukuki gerekçelerle ve delillerle ortaya koymak gerekir. Örneğin tanımlayıcılık gerekçesiyle reddedilen bir markanın kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığını ispatlamak ya da Kurumun benzerlik değerlendirmesinin hatalı olduğunu göstermek mümkün olabilir.

YİDK, Kurum içindeki en üst karar merciidir ve verdiği karar kesinleştiğinde idari süreç sona erer. Bu noktada hâlâ olumsuz bir sonuç varsa, YİDK kararının tebliğinden itibaren iki ay içinde kararın iptali için Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde dava açma hakkınız doğar. Bu dava, idari sürecin yargısal denetimi anlamına gelir. Dava aşamasında çoğu zaman bilirkişi incelemesine başvurulur ve markaların görsel, işitsel ve kavramsal benzerliği ile mal ve hizmetlerin ilişkisi ayrıntılı biçimde değerlendirilir; bu nedenle dilekçelerin ve delillerin daha en baştan özenli hazırlanması, sonucu doğrudan etkiler.

Üçüncü kişiler markanıza itiraz ettiyse

Başvurunuz şekli incelemeyi geçtikten sonra Resmî Marka Bülteni'nde yayımlanır. Yayım tarihinden itibaren iki ay içinde, önceki hak sahibi olduğunu iddia eden üçüncü kişiler markanıza itiraz edebilir. Bu itiraz genellikle karıştırılma ihtimaline, tanınmışlığa veya kötü niyete dayandırılır. İtiraz size tebliğ edildiğinde paniğe kapılmanıza gerek yoktur; Kurum, itiraza karşı görüş sunmanız için süre tanır.

İtiraza karşı görüş aşaması kritiktir. Burada itirazın haksız olduğunu, markaların yeterince farklı olduğunu ya da itiraz edenin dayandığı markanın belirli koşullarda kullanılmadığını ileri sürebilirsiniz. Özellikle itiraz sahibinin markası tescil tarihinden itibaren beş yılı doldurmuşsa, kanun size itiraza dayanak markanın ciddi biçimde kullanıldığının ispatını isteme imkânı tanır; bu talep, pek çok itirazın reddedilmesini sağlayabilir.

Sık karşılaşılan durumlar

Bu satırları okurken kendi durumunuzu tanıyabilirsiniz: "Markamı yıllardır kullanıyorum ama başvurum tanımlayıcı bulunarak reddedildi, kullanımımı nasıl ispatlarım?" "Bültende yayımlanan markama büyük bir firma itiraz etti, görüş sunma sürem doluyor." "YİDK itirazım reddedildi, dava açmalı mıyım yoksa süreyi mi bekleyeyim?" "İtiraz eden tarafın markası eski ama piyasada hiç görmüyorum, kullanmama def'i ileri sürebilir miyim?" Bu soruların her biri, sürenin ve doğru hukuki dayanağın belirleyici olduğu hassas konulardır. Yanlış atılan ya da geç kalan bir adım, telafisi güç hak kayıplarına yol açabilir.

Süreler ve maliyetler hakkında

Marka uyuşmazlıklarında süreler hak düşürücü niteliktedir; kaçırılan iki aylık bir itiraz süresi çoğu zaman geri alınamaz. Sürelerin başlangıcı genellikle ilgili kararın veya itirazın tebliğ tarihine bağlıdır; bu nedenle tebligatları yakından takip etmek büyük önem taşır. İtiraz ve dava aşamalarında resmî Kurum harçları, vekâlet ve gerektiğinde bilirkişi giderleri gibi maliyetler söz konusu olabilir; bu giderler somut duruma göre değişir. Erken ve doğru bir hukuki değerlendirme, hem gereksiz masraftan kaçınmanızı hem de en güçlü argümanları zamanında sunmanızı sağlar; bazı hâllerde markaların birlikte var olması için karşı tarafla anlaşma veya muvafakat yoluna gidilmesi de mümkün olabilir.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her marka uyuşmazlığı kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir; somut durumunuz için mutlaka bir avukata danışınız.

Marka, bir işletmenin piyasadaki kimliğidir ve onu korumak için atılacak her adımın zamanında ve doğru olması gerekir. Karadayı Hukuk & Arabuluculuk olarak Bursa'dan tüm Türkiye'ye, marka başvurularının reddi, üçüncü kişi itirazları, YİDK süreçleri ve fikrî ve sınai haklar mahkemesi davaları konusunda müvekkillerimize yol gösteriyoruz. Markanızla ilgili bir ret veya itirazla karşılaştıysanız, geç olmadan bizimle iletişime geçmekten çekinmeyin.