Mali olarak zorlanan, hatta borca batık bir şirketin piyasa değerinin çok altında devredilmesi, doğru kurgulandığında ciddi bir yatırım fırsatıdır; ancak çoğu girişimcinin önünde aynı tereddüt durur: "Bu şirketi ucuza alabilirim ama geçmiş borçlarından ve alacaklılarından ben mi sorumlu olacağım?" Bursa'da girişimcilere danışmanlık veren Karadayı Hukuk & Arabuluculuk olarak en sık duyduğumuz cümlelerden biri tam olarak budur. Zor durumdaki bir işletmeyi devralmayı düşünüyor, bir konkordato dosyasına yatırımcı olarak girmek istiyor veya borçlu bir şirketin paylarını almayı planlıyorsanız bu yazı sizin için; aşağıda riskleri görünür kılan ve devralanı koruyan temel hukuki yolları açıklıyoruz.

Önce sorumluluğu belirleyen soru: hangi yolla devralıyorsunuz?

Borç sorumluluğu açısından en kritik ayrım, hisse devri ile işletme (ticari işletme) devri arasındaki farktır. Hisse devrinde şirketin tüzel kişiliği aynı kalır, yalnızca ortak değişir; dolayısıyla tüm geçmiş borçlar şirketin üzerinde kalır ve yeni ortağın yükü hâline gelir. İşletmeyi aktif ve pasifleriyle devralmada ise Türk Borçlar Kanunu uyarınca devralan, devirden önce doğmuş borçlardan devreden ile birlikte belirli bir süre müteselsilen sorumlu tutulabilir; vergi mevzuatında da işyeri devralanın tahakkuk etmiş vergi borçlarından sorumluluğuna ilişkin özel düzenlemeler vardır. Bir alternatif ise şirketin belirli varlıklarını (makine, marka, müşteri portföyü) seçici biçimde satın almaktır; bu yapı, pasifleri devralmadan değerli aktiflere ulaşmayı sağlayabilir. Kısacası daha imza atılmadan, seçtiğiniz devir yolu sorumluluğun çerçevesini belirler.

Konkordatodaki bir şirketi satın almak: süreç nasıl işler?

Konkordato, borçlarını ödeyemeyen ya da ödeyememe tehlikesi altındaki bir şirketin, mahkeme denetiminde alacaklılarıyla anlaşarak yeniden yapılandırılmasını sağlayan bir hukuki yoldur. İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen bu süreç; mahkemeye başvuru, geçici ve kesin mühlet kararları, konkordato komiserinin denetimi, alacaklılar toplantısı ve mahkemenin projeyi tasdiki aşamalarından oluşur. Mühlet süresince borçlu aleyhine kural olarak yeni icra takipleri yapılamaz ve mevcut takipler durur; bu da şirkete nefes alma imkânı verir. Yatırımcı olarak girmek isteyen alıcı için kritik nokta, alımın komiser ve gerektiğinde mahkeme denetimi gözetilerek yapılmasıdır; mühlet içinde önemli varlıkların devri çoğu zaman mahkemenin iznine bağlıdır ve bu izin alınmadan yapılan işlemler ileride geçersizlik veya iptal riskiyle karşılaşabilir.

Devralmadan önce mutlaka yapılması gereken hukuki inceleme (due diligence)

Zor durumdaki bir şirkette gizli yükümlülük ihtimali sağlıklı bir şirkete göre çok daha yüksektir; bu nedenle devirden önceki detaylı hukuki ve mali inceleme, devralanın ilk ve en güçlü kalkanıdır. Due diligence olarak adlandırılan bu süreçte ticaret sicil kayıtları ve ortaklık yapısı, vergi dairesi ve SGK borç durumu, devam eden icra takipleri ve davalar, varsa konkordato veya iflas dosyasının güncel durumu, alacaklılar listesi ve borçların gerçek tutarı, rehin ve ipotek kayıtları ile çalışan alacakları incelenir. Bu inceleme hem alış bedelinin gerçekçi belirlenmesini sağlar hem de hangi risklerin sözleşmeyle alıcının üzerinden alınması gerektiğini ortaya koyar. En pahalı hata, incelemesi yapılmamış bir borç yükünü farkında olmadan satın almaktır.

Alacaklılarla müzakere ve yeniden yapılandırma yoluyla değer yaratmak

Zor durumdaki bir şirketin gerçek fırsatı çoğu zaman alacaklılarla yürütülecek müzakerede gizlidir. Alacaklılar için şirketin iflas ederek tasfiye edilmesi genellikle alacağın çok küçük bir kısmını tahsil etmek anlamına gelir; oysa faaliyetin sürmesi, vadeye yayılmış bir ödeme planı, borçta indirim (tenzilat) ya da borcun bir kısmının sermayeye dönüştürülmesi, onlara daha yüksek bir tahsilat ihtimali sunar. Devralan yatırımcı, sermaye ve yönetim disiplini getirerek bu denklemi herkesin kazandığı bir tabloya çevirebilir. Yeniden yapılandırma; borçların yeniden vadelendirilmesi, sermaye artırımı ve operasyonel iyileştirmeyi içerir; konkordato çerçevesinde bu plan, mahkeme tasdikiyle alacaklıların belirli bir çoğunluğunu da bağlayabilir. Doğru bir yeniden yapılandırma, bugün borca batık görünen bir işletmeyi yarın değer üreten bir şirkete dönüştürebilir.

Süreç, süre, maliyet ve devralanı koruyan sözleşme hükümleri

Zor durumdaki bir şirketin devralınması; ön görüşme ve niyet mektubu, hukuki ve mali inceleme, alacaklılarla müzakere, sözleşme yapısının kurgulanması (hisse devri, varlık devri veya konkordato çerçevesinde alım) ve resmî tescil aşamalarında ilerler. Süre, dosyanın durumuna ve borç yapısına göre birkaç haftadan birkaç aya kadar değişebilir; noter, sicil ve danışmanlık giderleri ise sonradan çıkabilecek gizli bir borcun büyüklüğü yanında genellikle küçük kalır. Devralanı koruyan en önemli araç sözleşmedeki beyan ve tekeffül (temsil ve garanti) hükümleridir; bedelin bir kısmının belirli süre bloke edilmesi (escrow), banka teminat mektubu, satıcıya rücu hakkı ve cezai şart gibi mekanizmalar da bu korumayı pekiştirir. Sözleşmeye yazılmayan koruma, çoğu zaman var olmayan korumadır.

Sık karşılaşılan durumlar

Şu cümlelerden biri size tanıdık geliyorsa, vakit kaybetmeden hukuki destek almanın tam zamanı: "Ucuza gelen, mali sıkıntıdaki bir şirketi almak istiyorum ama borçlarından sorumlu olur muyum bilmiyorum." "Konkordatodaki bir şirkete yatırımcı olarak girmem teklif edildi, mühlet içinde varlık almak güvenli mi?" "Borçlu bir şirketin sadece makine ve markasını almak istiyorum, geçmiş borçları da üstüme kalır mı?" "Alacaklılarla bir ödeme planında anlaşabileceğimi düşünüyorum ama bunu nasıl bağlayıcı kılacağımı bilmiyorum." Bu durumların her birinde sorumluluğun kimde olduğu; devrin türüne, konkordato dosyasının aşamasına, sözleşmeye ve sürelere göre değişir. Genel kurallar yol gösterir; ancak sizi gerçekten koruyacak çözüm, somut belgelerinizin incelenmesiyle netleşir.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık ya da kişiye özel mali müşavirlik hizmetinin yerine geçmez. Şirketin ve devir işleminin koşullarına göre güncel mevzuat farklı sonuçlar doğurabilir; karar vermeden önce mutlaka uzman görüşü alınız.

Borca batık ya da mali sıkıntıdaki bir şirketin devralınması, doğru hukuki yapı ve sağlam bir müzakere ile büyümenin en güçlü adımlarından biri; yanlış kurgulandığında ise yıllarca sürebilecek bir borç yükünün başlangıcı olabilir. Karadayı Hukuk & Arabuluculuk olarak Bursa'da girişimcilere devir öncesi incelemeden konkordato sürecindeki alımlara, alacaklı müzakerelerinden koruyucu sözleşme hükümlerine kadar her aşamada destek veriyoruz. Fırsatı, sürprizlere yer bırakmadan güvenle değerlendirmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.