Bursa'da bir işletme yürütüyor, uzun süreli bir kira veya tedarik sözleşmesine taraf oluyor ve son dönemde döviz kuru ile maliyetlerdeki artış yüzünden bu sözleşmeyi sürdürmenin neredeyse imkânsız hâle geldiğini hissediyorsanız, yalnız değilsiniz. Sözleşmeyle bağlı kalıp ekonomik olarak zora girmek ile sözleşmeyi tek taraflı bozup tazminat ve dava riskiyle karşılaşmak arasında sıkışmış olabilirsiniz. Karadayı Hukuk & Arabuluculuk olarak, bu noktada üçüncü bir yolun, yani sözleşmenin uyarlanmasının çoğu zaman mümkün olduğunu hatırlatmak isteriz. Bu yazıda, Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesinde düzenlenen aşırı ifa güçlüğü kurumunu ve sözleşmenin değişen koşullara uyarlanmasının şartlarını genel hatlarıyla ele alıyoruz.
Aşırı ifa güçlüğü (TBK m.138) nedir?
Türk hukukunda sözleşmelere hâkim olan temel ilke "ahde vefa", yani sözleşmeye bağlılıktır: kural olarak taraflar kararlaştırdıkları edimleri aynen yerine getirmek zorundadır. Ancak bu ilke mutlak değildir. Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesi, "işlem temelinin çökmesi" olarak da anılan aşırı ifa güçlüğü hâlinde, borçluya hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığında ise sözleşmeden dönme veya sürekli edimli sözleşmelerde fesih hakkı tanır. Yani amaç sözleşmeyi ayakta tutmak; yıkmak değil, değişen dengeyi yeniden kurmaktır.
Kanun bu imkânı keyfî bir kaçış kapısı olarak değil, sıkı şartlara bağlı istisnai bir çare olarak düzenlemiştir. Dolayısıyla her fiyat artışı ya da her zarar otomatik olarak uyarlama hakkı doğurmaz; mahkeme, somut olayın koşullarını ve aşağıda sayılan şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini titizlikle değerlendirir.
Uyarlama davasının şartları nelerdir?
TBK m.138 uyarınca uyarlama talep edilebilmesi için birkaç şartın birlikte bulunması gerekir. Birincisi, sözleşmenin kurulmasından sonra, taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumun ortaya çıkmış olmasıdır. İkincisi, bu durumun borçludan kaynaklanmamış olması gerekir. Üçüncüsü, değişen koşulların, sözleşmenin yapıldığı sıradaki edimler dengesini borçlu aleyhine, dürüstlük kuralına aykırı düşecek ölçüde aşırı biçimde bozmuş olması aranır. Dördüncüsü ise borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş ya da ifanın aşırı güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmasıdır.
Burada en çok tartışılan nokta "öngörülemezlik" şartıdır. Ülkemizde belirli ölçüde enflasyon ve kur dalgalanması olağan kabul edildiğinden, sıradan bir artış genellikle öngörülebilir sayılır ve tek başına uyarlamayı haklı kılmaz. Buna karşılık, alışılmışın çok ötesinde, ani ve olağanüstü nitelikteki kur sıçramaları ya da maliyet patlamaları, somut sözleşmenin koşullarına göre öngörülemez kabul edilebilir. Bu değerlendirme her sözleşme için ayrı yapılır; sözleşmenin türü, süresi, edimin niteliği ve tarafların basiretli tacir olup olmadığı dikkate alınır.
Döviz ve maliyet artışı: hangi sözleşmelerde gündeme gelir?
Uyarlama tartışmaları en sık, edimlerin zamana yayıldığı uzun süreli ilişkilerde ortaya çıkar. Tipik örnekler arasında uzun vadeli iş yeri kira sözleşmeleri, özellikle döviz veya dövize endeksli bedel içeren kiralar; belirli bir fiyattan uzun süre mal veya hizmet temin etme taahhüdü içeren tedarik ve çerçeve sözleşmeleri; bayilik, distribütörlük ve uzun süreli yapım/imalat sözleşmeleri sayılabilir.
Örneğin, bedeli yabancı para üzerinden belirlenmiş bir tedarik sözleşmesinde kurun olağanüstü yükselmesi, ya da girdileri ithal olan bir imalatçının sabit fiyatla uzun vadeli teslim taahhüdü altına girmesi, edimler arasındaki dengeyi ciddi biçimde bozabilir. Kira sözleşmelerinde ise kanun koyucu ayrıca TBK m.344'te kira bedelinin belirlenmesine ilişkin özel kurallar öngörmüştür; beş yılı aşan veya beş yıldan sonra yenilenen kira ilişkilerinde kira bedelinin yeniden tespiti gündeme gelebilir. Uyarlama ile kira tespiti birbirinden farklı kurumlardır ve hangisinin koşullarının oluştuğu somut olaya göre dikkatle ayırt edilmelidir.
Süreç, maliyet ve dikkat edilmesi gerekenler
Uyarlama, kural olarak hâkimden istenir; yani açılacak bir uyarlama (tespit ve eda) davası ile sözleşme bedelinin yeni koşullara göre yeniden belirlenmesi talep edilir. Mahkeme, bilirkişi incelemesiyle edimler dengesinin ne ölçüde bozulduğunu, risk paylaşımını ve dürüstlük kuralı çerçevesinde adil bir uyarlama oranını değerlendirir. Hâkim sözleşmeyi tamamen ortadan kaldırmak yerine, mümkün olduğunca ayakta tutarak bedeli güncellemeyi hedefler.
Pratikte birkaç husus belirleyicidir. Öncelikle, dava açmadan önce karşı tarafa yazılı olarak başvurup uyarlama talebini iletmek ve müzakere kayıtlarını saklamak önemlidir; bu hem iyi niyeti gösterir hem de ileride delil oluşturur. İkincisi, edimin henüz ifa edilmemiş ya da ihtirazi kayıtla (haklar saklı tutularak) ifa edilmiş olması gerektiği için, ödemeleri kayıtsız şartsız yapmaya devam etmek hak kaybına yol açabilir. Üçüncüsü, sözleşmede uyarlama, kur farkı, mücbir sebep veya fiyat güncelleme maddeleri varsa, mahkeme öncelikle tarafların bu iradesine bakar; iyi yazılmış bir sözleşme dava ihtiyacını baştan azaltabilir. Süre ve maliyet ise davanın karmaşıklığına, bilirkişi sayısına ve dosyanın yoğunluğuna göre değişir; bu nedenle erken hukuki destek almak hem zamandan hem masraftan tasarruf sağlar.
Sık karşılaşılan durumlar
Aşağıdaki sorulardan biri durumunuzu anlatıyorsa, sözleşmenizi profesyonelce değerlendirmenin tam zamanı olabilir: Döviz veya dövize endeksli bir kira ödüyorsunuz ve kur arttıkça iş yerinde kalmak ekonomik olarak sürdürülemez mi hâle geldi? Sabit fiyattan uzun süreli mal/hizmet temin taahhüdü verdiniz ve maliyetler patlayınca her teslimatta zarar mı ediyorsunuz? Tedarikçiniz kur bahanesiyle fiyatı tek taraflı yükseltirken siz sözleşmeyle bağlı mı kaldınız? Sözleşmeyi bozsam tazminat öderim, sürdürsem batarım ikilemi içinde mi sıkıştınız? Bu sorular size tanıdık geliyorsa, sözleşmeyi tek başınıza feshetmeden önce uyarlama şansınızı değerlendirmek isteyebilirsiniz.
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır ve her somut olay kendi koşulları içinde ayrıca değerlendirilmesi gereken hukuki tavsiye yerine geçmez. Sözleşmenizin uyarlamaya uygun olup olmadığı için mutlaka bir avukata danışın.
Değişen ekonomik koşullar sözleşmenizin dengesini bozduğunda, doğru cevap her zaman sözleşmeyi bozmak ya da çaresizce sürdürmek değildir; çoğu zaman üçüncü bir yol olan uyarlama, hem ilişkiyi koruyan hem de sizi ekonomik yıkımdan koruyan en sağlıklı çözümdür. Bursa'da hizmet veren Karadayı Hukuk & Arabuluculuk, sözleşmenizin uyarlamaya uygunluğunun değerlendirilmesinden müzakere ve ihtarname sürecine, gerektiğinde uyarlama davasının yürütülmesine kadar her aşamada yanınızdadır. Sözleşmenizdeki dengeyi yeniden kurmak için bizimle iletişime geçin.
